Tarih: 21.01.2026 16:05

DEVA Partili Karal: Somali Tezkeresi Rutin Onay Değil, Stratejik Bir Zorunluluk

Facebook Twitter Linked-in

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, TBMM Genel Kurulu'nda Yeni Yol Grubu adına yaptığı konuşmada, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Aden Körfezi, Somali açıkları ve çevresindeki görev süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresini değerlendirdi.

Karal, tezkerelerin rutin bir onay süreci olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, "Tezkereler, değişen uluslararası konjonktür, artan jeopolitik riskler ve Türkiye'nin uzun vadeli stratejik çıkarları çerçevesinde her seferinde titizlikle değerlendirilmelidir" dedi.

"Tehditler değişti, risk alanı genişledi"

Karal, Aden Körfezi ve Kızıldeniz hattının artık yalnızca deniz haydutluğu tehdidi ile değil, küresel güç rekabeti, asimetrik riskler ve yeni çatışma alanlarıyla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Bu nedenle misyon tanımı ve angajman kurallarının güncel tehdit ortamına uygun şekilde belirlenmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.

Türkiye'nin tecrübesi öne çıkıyor

Türkiye'nin bölgede uzun yıllara dayanan ciddi bir deneyime sahip olduğuna dikkat çeken Karal, "Türk Deniz Kuvvetlerimiz, NATO Okyanus Kalkanı Harekâtı ve Birleşik Görev Kuvveti CTF-151 başta olmak üzere birçok uluslararası görevde aktif rol üstlenmiştir. Türkiye, 2009–2025 yılları arasında yedi kez bu birleşik görev kuvvetinin komutanlığını üstlenmiş, tecrübesini ve güvenilirliğini göstermiştir" dedi.

Karal ayrıca, Aden Körfezi ve Babülmendep hattının Türkiye'nin ticareti ve ekonomik güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirterek, "Bölgede bulunmak bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur" ifadelerini kullandı.

"Kabul oyu sınırsız yetki anlamına gelmez"

Tezkereye verilen kabul oyunun sınırsız ve denetimsiz bir yetki anlamına gelmediğini vurgulayan Karal, Meclis'in stratejik kazanımları şeffaf biçimde izlemesi gerektiğini söyledi. Karal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gemilerimizin angajman kuralları güncel tehdit ortamına uygun mudur? Personelimizin güvenliği için gerekli tedbirler eksiksiz şekilde alınmış mıdır? Askerî varlığımız ile Türkiye'nin diplomatik arabuluculuk rolü arasındaki hassas denge korunmakta mıdır? Harcanan kamu kaynaklarıyla elde edilen stratejik kazanımlar arasında rasyonel bir ilişki kurulabilmekte midir? Tüm bu başlıklar Meclis tarafından şeffaf biçimde izlenmelidir. Hükümetten beklentimiz, askerimizin sahadaki başarısını diplomatik masada da kalıcı kazanımlara dönüştüren, rasyonel ve öngörülebilir bir dış politika ortaya koymasıdır."




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —